Evde Başarı, Denemede Dalgalanma: Aynı Öğrenci Neden İki Farklı Sonuç Alır?

Evde Başarı, Denemede Dalgalanma: Aynı Öğrenci Neden İki Farklı Sonuç Alır?

10.01.2026
İbrahim Özcan

Deneme sınavından çıktınız… Eve dönerken veya sonuç belgesi geldiğinde o tanıdık sessizlik oluşuyor. Ve ardından o klasik cümle geliyor:

“Ben evde yapıyorum ama denemede olmuyor.”

Bu cümle, çoğu evde anında şu tehlikeli etikete dönüşür: “Dikkat eksikliği.”

Ama gerçek çoğu zaman daha can sıkıcı olduğu kadar, daha umut vericidir de: Sorun çocuğunuzun dikkati değil; amaçların birbirine karışmış olmasıdır. Çünkü evde soru çözmek ile deneme sınavı çözmek, dışarıdan aynı görünse de (aynı kalem, aynı kitapçık) aslında iki ayrı dünyadır.

Bu yazıda o iki dünyayı netleştireceğiz: Evdeki “Atölye” ve sınavdaki “Sahne”. Ardından puanları dalgalandıran o gizli tuzakları ve bunu düzeltecek somut eylem planını konuşacağız.

1. İki Farklı Arena: Atölye ve Sahne

Bir müzisyeni veya tiyatro sanatçısını düşünün. İki farklı modu vardır:

  1. Atölye (Prova): Yanlış yapar, durur, düzeltir, tekrar eder.
  2. Sahne (Performans): Duramaz, geriye saramaz, “bir daha bakayım” lüksü yoktur.

Ev = Atölye

Evde çalışmanın ana hedefi hız değil, hatasızlıktır. Yani evde yapılan çalışma, “daha çok soru çözmek” için değil; “daha az hata yapmak” için yapılır.

Evde bir soruyu doğru yaptınız diye işiniz bitmez:

  • Diğer şıkları da kontrol edeceksiniz.
  • “Doğru neden doğru?”, “Yanlış neden yanlış?” sorularını soracaksınız. Bu, beynin çeldirici fark etme kasını büyütür.

Evdeki antrenmanın amacı: Sınavı minimal hatayla yapacak bir “temel” inşa etmektir.

Deneme = Sahne

Deneme sınavı, atölyede (evde) büyüttüğünüz o kasları zaman baskısı altında kullanma yeridir. Burada hedef formülü şudur: Doğru Strateji + Zaman Yönetimi + Psikolojik Dayanıklılık.

Burada şu cümle çok kritiktir:

“Kısa yol diye bir şey yok; hızını artırman gerekiyor.”

Gerçek hız, deneme anında bir “hile” bulmakla değil; evdeki titiz çalışmanın doğal bir ödülü olarak gelir.

2. Evde Soru Çözmenin “Doğru” Protokolü

(Hız Değil, Hatasızlık)

Evde soru çözerken öğrencinin en büyük hatası şudur: “Doğruyu buldum, geçtim.”

Bunu bir alışkanlık haline getirince, denemede güçlü çeldiricilerle karşılaşan beyin şöyle der: “Ben doğruyu buldum sanmıştım… niye yanlışa düştüm?”

Ev Protokolü: “Doğruyu Bulma” değil, “Şıkları Çürütme”

Evde her soruda (özellikle Türkçe, Fen ve Matematik yeni nesil sorularda) şu mini rutini uygulayın:

  1. Cevabı bul.
  2. En az iki şıkkı ‘çürüterek’ ele.
  3. “Bu şık niye olamaz?” diye cümle kur.
  4. Soru kökünü tekrar oku. İstenen neydi?
  5. Belirleyici kelimeyi bul: (en az, en çok, sadece, değildir, yaklaşık, kesin, sırayla…)

Bu rutin başta sizi yavaşlatır mı? Evet. Ama sonra denemede “hız” diye aradığınız şey kendiliğinden gelir. Çünkü artık beyniniz şunu öğrenmiştir: “Ben sadece doğruyu bulmam; yanlışları da avlarım.”

3. Denemede Puan Neden Dalgalanır? (3 Büyük Tuzak)

Evde iyi olan öğrencinin denemede düşmesi genellikle şu üç tuzağın birleşimidir.

Tuzak 1: “Dikkat Eksikliği” İllüzyonu ve Yan Kesici Sorular

Denemedeki ilk kolay sorular sadece “ısındırma” değildir. Bazıları resmen yankesici gibi çalışır; zamanınızı ve odağınızı çalar.

Senaryo şöyledir: Öğrenci %100 dikkatle başlar. İlk soru “fazla kolay” gelince iç ses konuşur: “Bu kadar kolay olamaz… kesin bir numara var.”

Ve öğrenci hataya düşer:

  • Doğru olsa bile tekrar tekrar kontrol eder.
  • Gereksiz süre kaybeder.
  • Daha ilk sayfada odak düşmeye başlar.

Sonuç: “Zor sorular nerede?” paniğiyle kitapçık karıştırma, ritmin bozulması ve asıl seçici sorulara geldiğinde zihnin yorgun düşmesi... Eve gelince buna “Dikkat hatası” denir. Oysa bu doğuştan bir dikkat sorunu değil; sınavın psikolojik tuzağını tanımama problemidir.

Tuzak 2: Soru Kökünü Atlamak (İlk İpucunun Ölümcül Cazibesi)

Bu tuzak, bilgisi olan öğrenciyi bile yakar.

Örnek Mantık:

  1. Öğrenci ilk işlemi yapar, sonuç “8” çıkar.
  2. Şıklara bakar; A şıkkı “8” ile başlıyordur (Örn: 8215).
  3. Beyin “tamam budur” der, devamını okumadan işaretler.

Biraz daha tecrübeli öğrenci iki adım yapar, 8 ve 2’yi bulur, şıkta “8215” görünce yine yapışır. Ama kritik nokta şudur: Soru kökünde “işlemleri sırayla yapın” demiyordur. Ya da soru sonucu değil; "kaç farklı değer alır", "en küçük değer nedir" veya "hangisi olamaz"ı soruyordur.

Buradaki altın kural:

Öğrenci soruyu çözmeden önce cevabı görür; sonra soruyu cevaba uydurur.

Tuzak 3: “Çalışma Körlüğü” (Konfor Alanı Zehirlenmesi)

Bu durum özellikle iyi öğrencilerde görülür. Öğrenci kendini iyi hissetmek için hep kolay ya da alışık olduğu kaynakları çözer. “Ben bu konuyu yapıyorum” hissi yükselir ama çeldirici kası zayıflar.

Yaz boyu kolay kaynak çözüp, denemede farklı tip sorularla karşılaşınca çuvallamak; tembellik değildir. Mesele şudur: Antrenman yanlış kası büyütmüştür. Deneme ise acımasızdır; yanlış kası affetmez.

4. “Eve Gelince Yapıyorum” Neden Bir İllüzyon?

Velilerin en çok kafasını karıştıran durum: “Sınavda yapamamış ama eve gelince çat diye yaptı. Demek ki sınavda dikkatsizmiş.”

Çoğu zaman hayır, dikkatsizlik değil. Çünkü evde:

  • Stres yok.
  • Zaman baskısı yok.
  • Soru artık tanıdık (beyin daha önce görmüş).

Özellikle iyi öğrenci sınavda zaten bariz yanlışları elemiştir; geriye iki şık kalmıştır. Eve gelince o güçlü çeldirici artık “o kadar korkutucu” görünmez. Doğru şık, tabiri caizse, ortada kalır.

Bu yüzden “eve gelince yapma” çoğu zaman başarı değil; baskının kalkmasıyla oluşan netleşmedir.

5. Deneme Sonrası 30 Dakikalık “Gerçek Analiz”

Denemeden sonra yapılan analiz, çoğu evde şuna dönüşür: - “Kaç yanlış yaptın?” - “Nerede dikkatsizlik yaptın?” - “Bir dahaki denemede dikkat et.”

Bu cümleler sorunu çözmez. Çünkü “dikkat et” bir yöntem değildir. İşte puanı uçuracak gerçek analiz yöntemi:

Adım 1: Yanlışı Önce Türüne Ayır

Her yanlış aynı değildir. Üç kategori açın:

  1. Konu Eksiği: (Eski konu / unutulmuş temel)
  2. Yeni Konu: (Oturmamış bilgi)
  3. Strateji Hatası: (Soru kökü, zaman, yan kesici tuzağı, çeldirici)

En büyük hata, strateji hatasını “konu eksiği” sanmaktır.

Adım 2: Hatanın Türüne Göre Çalışma

  • Eski konu hatasıysa: Önce 5–10 tane temel “kazanım” sorusu çözülmeli, sonra direkt yeni nesil sorulara geçilmelidir.
  • Yeni konu hatasıysa: Basit kazanım soruları -> Kazanım odaklı yeni nesil -> Tam yeni nesil sorular şeklinde "basamaklı" gidilmelidir.

Adım 3: Yanlış Sorularla Yüzleşme Tekniği (Evde Uygulama)

Bu bölüm, evdeki “sahte başarıyı” bitirir, gerçek gelişimi başlatır:

  1. Cevap anahtarını veli kontrol eder, öğrenci görmez.
  2. Öğrenci yanlış soruyu doğru cevabı bilmeden yeniden çözer.
  3. İkinci denemede doğru yaparsa: "İlkinde hangi kelimeyi kaçırdın? Hangi çeldiriciye düştün?" diye konuşulur.
  4. İkinci denemede yine yanlışsa: Öğretmene sorulur, çözüm öğrenilir ve öğrenci eve gelip veliye anlatır. Bir konuyu başkasına anlatmak, öğrenmenin çimentosudur.

6. Veliler İçin Altın Kural: Deneme Sonrası Ne Demeli?

Deneme kötü geldiğinde otomatik olarak kurulan "Üzülme" cümlesi iyi niyetli ama etkisizdir. Çünkü çocuk zaten üzülüyordur.

Asıl işe yarayan ve çocuğa yol gösteren cümle şudur:

“Üzülmen normal. Şimdi bu üzüntüyü veriye çevireceğiz: Hata türü ne? Strateji mi, konu mu?”

Bu yaklaşım çocuğu yargılamaz, duyguyu inkâr etmez ve çözümü somutlaştırır.

Sonuç Olarak: LGS ve sınav hazırlığı iki arenada ilerler. Evde hatasızlık temeli atılır, denemede strateji konuşturulur. Puan dalgalanması bir “başarısızlık damgası” değil; çoğu zaman bir strateji alarmıdır. Alarm çalınca “dikkat eksikliği” diye geçiştirmek yerine, sistemi düzeltmek gerekir.

İşin güzel tarafı şu: Bu sistem düzeltilebilir. Hem de “daha çok çalış” diyerek değil; doğru yerde doğru kası büyüterek.