LGS Maratonunda “Mola” Tuzağı: Motoru Durdurmak mı, Rölantiye Almak mı?

LGS Maratonunda “Mola” Tuzağı: Motoru Durdurmak mı, Rölantiye Almak mı?

23.12.2025
İbrahim Özcan

LGS hazırlık süreci, yüz metrelik bir sprint koşusu değil; uzun, yorucu, inişli çıkışlı bir maratondur. Mevsimler değişir, konular ağırlaşır, deneme netleri dalgalanır… Bu yolculukta "yorulmak" dünyanın en normal şeyidir. Ancak normal olmayan ve süreci tehlikeye atan şey şudur: Yorgunluğu, tamamen durarak çözmeye çalışmak.

Çoğu öğrenci (ve bazen veli), sınav senesinde verilen "araları" masum bir dinlenme olarak görür. Oysa bu aralar; ritmi, beceriyi, özgüveni ve odağı sessizce geri alan sinsi birer tuzaktır.

Bu yazıda, LGS hazırlığında sıkça düşülen "mola hatalarını" ve başarıya götüren asıl stratejiyi, yani **"Rölanti Prensibi"**ni konuşacağız.

Hazırsanız, kontağı kapatmadan başlayalım.

1. "Ara Veriyorum" Demenin Gizli Maliyeti

Sınav senesini uzun bir araba yolculuğuna benzetirsek, yapılan en büyük teknik hata motoru tamamen kapatmaktır (kontağı kapatmak).

Fizik kuralları basittir: Duran bir cismi harekete geçirmek, hareket halindeki bir cismi hızlandırmaktan çok daha fazla enerji gerektirir. Motor bir kez soğuduğunda, onu tekrar ısıtıp yola koyulmak sadece zaman kaybı değil, aynı zamanda ciddi bir motivasyon kaybıdır.

Sınav sürecinde uzun süreli "kontak kapatmak" şu sonuçları doğurur:

  • Bilgiler "Küp Şeker" Gibi Erir: Beynimiz, "kullanılmayan bilgiyi sil" komutuyla çalışır. Tıpkı spor yapılmadığında kasların zayıflaması gibi, tekrar edilmeyen bilgi de zihinden silinir.
  • Çalışma Kondisyonu Kaybolur: Masa başında oturmak, odaklanmak ve soru çözmek bir alışkanlıktır. Birkaç günlük "tam mola" iyi hissettirebilir ancak bu süre uzarsa, masaya geri dönmek psikolojik bir dağa dönüşür.
  • Başlama Eşiği Yükselir: En büyük tehlike yorgunluk değil, "başlama alışkanlığını" yitirmektir.

Doğru Strateji: Çok yorulduğunuzda tempo düşebilir, vites küçülebilir, soru sayısı azalabilir... Ama tekerlekler dönmeye devam etmelidir.

2. Büyük Yanılgı: Sömestr Tatili ve Bayramlar

Önümüzde yarıyıl tatili (sömestr) veya bayramlar olduğunda evlerde bir "Oh be!" havası eser. Ancak LGS gerçekliğinde tatil kavramının tanımı değişmelidir.

Açık ve net olalım: LGS öğrencisinin "tatili" yoktur, "kamp dönemi" vardır.

Bu, öğrenciyi bir robota dönüştürmek demek değildir. Ancak 15 günlük bir boşluk, çoğu öğrenci için ipin ucunun kaçtığı yerdir. Bu dönemi "yatış" değil, "eksik kapatma ve güçlenme" fırsatı olarak görenler fark yaratır.

Peki tatil nasıl değerlendirilmeli?

  • Yüksek Hedefli Öğrenciler: Çok kısa ve kontrollü (2-3 gün) tam nefes alma molası verebilir.
  • Eksikleri Olan Öğrenciler: Maksimum 1 gün tam mola verip, geri kalan süreyi "okul varmış gibi" planlamalıdır. Sabah kalkış saati bozulmamalı, öğlene kadar yoğun çalışılmalı, öğleden sonraları ise dinlenmeye ayrılmalıdır.

Unutmayın; tatilin amacı boşlamak değil, ikinci döneme daha güçlü girmektir.

3. Asıl Tehlike: "Gizli Molalar" ve Çalışıyor Gibi Yapmak

"Ben hiç ara vermedim, sürekli masadayım" diyen öğrencilerin bir kısmı aslında zihinsel olarak çoktan mola vermiştir. Bunlar, dışarıdan fark edilmeyen ama en tehlikeli olan **"Gizli Molalar"**dır.

A) Konfor Alanı Tuzağı (Çalışma Körlüğü)

Öğrenci sürekli yapabildiği, sevdiği dersin sorularını çözüyor; zorlandığı dersten kaçıyorsa bu bir çalışma değil, kendini kandırmadır. Bu durum, "sınav kaslarını" (çeldiriciyi yakalama, zor soruyla boğuşma sabrı) zayıflatır.

B) "Orta Şekerli" Olma Konforu

Bazı öğrenciler "çok iyi" olmaktan korkar. Çünkü zirveye oynamak; istikrar, disiplin ve yüksek sorumluluk gerektirir. "Ne çok kötü ne çok iyi" bölgesinde kalmak güvenlidir; kimse sizden ekstra performans beklemez. Bu, öğrencinin kendi potansiyeline verdiği bir moladır.

C) Sınav Anındaki "Dikkat Molaları"

Denemelerde bazen çok kolay sorularla karşılaşılır. Öğrenci "Bu kadar kolay olamaz" diyerek şüpheye düşer, soruyu tekrar tekrar okur ve ritmini kaybeder. Bu ritim bozukluğu, arkasından gelen zor soruda odak kaybına yol açar. Bu bir dikkat eksikliği değil, stratejik bir hatadır.

4. Peki Hiç mi Dinlenmeyelim? (Doğru Mola Nedir?)

Buraya kadar "mola vermeyin" dedik gibi görünebilir. Hayır, insan makine değildir; elbette dinlenmelidir. Ancak kilit nokta şudur:

Yanlış Olan: Plansız, upuzun ve süreci unutturan molalar. Doğru Olan: Kısa, planlı, dozunda "Kafa Tatilleri".

"Kafa Tatili", süreçten kaçmak için değil, tükenmişliği önlemek için yapılır.

  • Ayda bir gün, ders programını en az etkileyecek şekilde okuldan/dershaneden birkaç saat erken çıkılabilir.
  • Ailece güzel bir yemek, doğa yürüyüşü veya sinema yapılabilir.
  • Ancak o günün akşamında bile 15-20 dakikalık hafif bir paragraf çözümü veya kitap okuma ile "Süreç devam ediyor, sadece nefes aldık" mesajı beyne verilmelidir.

5. Velilere Not: Ponpon Kız Değil, Teknik Direktör Olun

Bu zorlu süreçte ebeveynler genellikle iki uçta savrulur: Ya sürekli "Çalış!" diyen baskıcı bir polis ya da her başarısızlıkta "Üzülme yavrum" diyen koruyucu bir melek.

İkisi de risklidir. Çocuğunuz kötü bir deneme sınavı geçirdiğinde, bazen en doğru yaklaşım o rahatsızlığı hissetmesine izin vermektir. Çünkü rahatsızlık hissi, doğru yönetilirse gelişimin yakıtıdır.

Bir teknik direktör gibi düşünün:

  • Duyguyu görür ve anlarsınız.
  • Ancak odağı kaybetmezsiniz.
  • Sonuçtan kaçmaz, sonucu analiz edip "Bir sonraki maçta neyi değiştireceğiz?" diye sorarsınız.

Velinin görevi, çocuğun önüne çıkan her taşı temizlemek değil; o taşlara takıldığında nasıl kalkacağını öğretmek ve sürecin ritmini korumaktır.

Kazananlar En Hızlı Koşanlar Değil, Durmayanlardır

LGS hazırlığında başarı; bir gün 500 soru çözüp ertesi gün hiç çözmemekle gelmez. Başarı, sıkıcı görünen o süreklilikte gizlidir.

Bu yüzden altın kuralımızı tekrar edelim:

  1. Kontak kapatmak yok.
  2. Gerekirse rölantiye almak var.
  3. Ritim daima korunacak.

Unutmayın; maratonu kazandıran şey anlık kahramanlıklar değil, bitiş çizgisine kadar durmadan atılan adımlardır.

Başarılar dilerim.