“O Korkunç Fen Sorusu” Aslında Ne?
Zekânı Değil, Stratejini Sınayan Yeni Nesil Soruları Ehlileştirme Rehberi
Deneme sınavından yeni çıkılmış… Evde o tanıdık, gergin sessizlik hâkim. Öğrenci çantasını kenara bırakırken kurduğu cümle muhtemelen şöyledir:
“Fen’de bir soru vardı… Korkunçtu. Herkes o soruda battı.”
İşte tam bu noktada, o sorudan daha tehlikeli, küçük ama kritik bir şey oluyor: Soruyu “korkunç” diye etiketlediğimiz an, farkında olmadan ilk hatayı yapıyoruz. Çünkü beyin, “tehlike var” alarmı verdiği anda odak daralır, panik yükselir ve zihinsel enerji çözümden uzaklaşarak korkuya akar. Sonuç? Soru değil, bizim stratejimiz çöker.
Bu yazıda, o meşhur “yapılamayan” Fen sorularının arkasındaki gerçek nedeni netleştirip, hem öğrencinin hem de velinin uygulayabileceği somut bir çözüm sistemi kuracağız. Hazırsanız, “canavar” görünen o soruları ehlileştirelim.
1. “Dikkat Hatası” Masalı: Sorun Gözde Değil, Stratejide
Bir öğrenci denemede 10–15 yanlış yapıyorsa, bunu “Bugün biraz dikkatsizdim” diye açıklamak çoğu zaman gerçeği örtbas etmektir. Çünkü bu kadar yaygın hata, tek bir anlık dalgınlıkla açıklanamaz.
Yeni nesil Fen sorularında asıl sorun genellikle şudur:
- Öğrenci, enerjisini yanlış yerde tüketir.
- Kritik nokta olan öncüllere (I, II, III maddelerine) gelene kadar; üst metin, şekil ve tablo üçgeninde boğuşur.
- Sorunun en can alıcı yerine geldiğinde dikkat seviyesi yarı yarıya düşmüştür.
Yani ortada bir “gözden kaçırma” değil, yanlış yönetilen bir okuma ve çözme düzeni vardır.
2. “Zor Soru Yoktur; Yan Kesici Soru Vardır”
Bu cümleyi lütfen ciddiye alın: Bazı sorular “çok zor olduğu için” değil, sadece sizin zamanınızı ve dikkatinizi çalmak için tasarlanır. O yüzden onları “yapılamaz” diye kutsallaştırmak yerine, bakış açımızı değiştirmeliyiz:
Doğru Bakış Açısı: “Bu soru benim bilgimi değil; zaman yönetimimi, okuma disiplinimi ve çeldiricilerle baş etme gücümü ölçüyor.”
Bu bakış açısı, panik yerine kontrol duygusu üretir. Ve unutmayın; sınavda net artışının gizli motoru kontrol duygusudur.
3. En Kolay Konu, En Çok Yanlış: Mevsimler ve İklimler Neden Tuzak?
İşte sık karşılaştığımız bir vaka: Öğrenci ilkokuldan beri “Mevsimler ve İklimler” konusunu görüyor ama denemede yine bu konuda tökezliyor. Bu durum bize şunu söyler: Sorun “konuyu hiç bilmemek” değil, konuyu öğrenme biçimidir.
En Büyük Hata: Gereksiz Bilgi Hamallığı
Öğrenci her ayrıntıyı ezberlemeye çalışır. Detayların içinde kaybolur. Sonra soru, detayları birbirine çarpıştırıp bir sis bulutu yarattığında öğrenci yönünü kaybeder.
En Güçlü Çözüm: “Bilgiyi Damıtma”
Amaç konu notunu 2 sayfadan 1 sayfaya indirmek değil; konuyu tek bir omurga cümleye indirebilmektir.
- Örnek: “Gölge boyu temelde ışığın gelme açısına bağlıdır.”
Bu tek cümle zihinde oturursa, yüzlerce gölge sorusunda beyin otomatik olarak doğru yere bakar. Geri kalan bilgi, bu omurganın çevresine takılan detay olur. Kısacası: Not tutmak bir “lüks” değil; bu sınavın oyun kurallarından biridir. Bunu “zaman kaybı” sanan, sınavda zamanı daha fena kaybeder.
4. O “Korkunç” Soruların Anatomisi: Beyin Neden Yoruluyor?
Yeni nesil Fen sorusu tek parça değildir, katmanlıdır:
- Üst Metin
- Şekil / Düzenek
- Tablo (Genelde renklerle kafa karıştıran türden)
- Öncüller (1-2-3 diye numaralanmış ifadeler)
- Şıklar (Çeldiriciler)
Senaryo şöyledir: Öğrenci %100 enerjiyle başlar. Üst metin, şekil ve tabloyu “tam çözeyim” derken enerjisi %70’e düşer. O sırada iç ses devreye girer: “Yetişmeyecek… Ben bunu yapamıyorum…” Öncüllere geldiğinde enerji %50’dir. Ve tam da orası, sorunun kader yeridir. Hata, zihinsel kaynakları yanlış harcamanın doğal sonucudur.
5. Panzehir: Karmaşık Soruyu Ehlileştiren 6’lı Strateji
Zor sorularla baş etmek için somut bir eylem planına ihtiyacınız var. İşte reçete:
(1) Etiketi Sök
Soruya “korkunç” deme, “yan kesici” de. İsim değişince duygu değişir. Duygu değişince performans değişir.
(2) Kalem Aklın Uzantısıdır: Yazarak Çöz
Zor soruyu sadece gözle çözmeye çalışmak, beynin RAM’ini (geçici hafızasını) doldurur.
- Kural: Kalem kâğıda değecek.
- Verilenleri mini notlarla yaz.
- Şekli küçük sembollere çevir.
- Tabloyu kendi dilinle sadeleştir. Bu, dikkati tutmaya çalışmak değil; dikkatin yükünü azaltmaktır.
(3) “Soru Benden Ne İstiyor?”
Şıklara geçmeden önce bir cümle ile hedefi netleştir: "Bu soru benden şunu istiyor..." Fen’de kilit kelimeler pusuladır: “Kesinlikle”, “Yalnız”, “Olabilir”, “En az”, “Değişmez”. Bunları daire içine al.
(4) Çeldirici Bilinci
Soru “çok zor” görünüyorsa, şıklar genellikle seni bir “kolay mantık” tuzağına çekmek ister. Bu yüzden sadece doğruyu arama; yanlışı eleyerek git.
(5) Turlama Tekniği: İnatlaşma
2–3 dakika geçti ve hâlâ kapı açılmadıysa inatlaşmak zamanını da moralini de yer. İşaret koy, devam et, sonra geri dön. Beyin arka planda çalışmayı sürdürür. Dönüşte "Bu kadar mıymış?" hissi çok sık yaşanır.
(6) Bilgi mi, Yorum mu?
Yeni nesil soruda yorum önemlidir ama temel kavram yoksa yorum boşlukta uçuşur. Basınç, DNA veya Elektrik gibi konularda temel oturmadan soru “yorumlanmıyor”; sadece tahmin ediliyor. "Bilmeden yorum yapılmaz" ilkesini unutma.
6. Velilere Özel: Evde Doğru Tepki Netleri Artırır
Velinin iyi niyeti bazen yanlış sonuçlar doğurabilir. Çocuğunuza "Aman üzülme, boşver" demek onun duygusunu küçültür ve kendini yalnız hissetmesine neden olabilir.
Daha İşe Yarayan Yaklaşım:
- ❌ "Boşver, halledersin."
- ✅ "Bu sorunun zor gelmesi normal. Gel, neden zor geldiğini birlikte bulalım."
- ✅ "Bu bir zekâ meselesi değil; yöntem meselesi."
- ✅ "Bugün hedefimiz net değil; hata türünü tanımak."
Evde hedef sadece “gaz vermek” değil; çocuğa bir strateji kazandırmak olmalıdır.
7. Mini Uygulama Planı: 7 Günde Fark Ettiren Sistem
Karmaşık sistemlere gerek yok. İstikrarlı küçük ritüeller büyük fark yaratır.
- Her Gün (15–20 Dk): Fen’den bir konunun "tek cümlelik omurgasını" çıkar.
- Haftada 2 Gün: Sadece 1 adet "yeni nesil soru" al ve üzerine kafa yorarak, kalemle sadeleştirerek çöz.
- Deneme Sonrası: Yanlışların üzerine sadece "yanlış" yazıp geçme. Şu iki soruyu sor:
- "Enerjim nerede bitti?"
- "Hangi kilit kelimeyi kaçırdım veya hangi veriyi yazmadım?"
Korkuyu yenmenin yolu “Daha çok dikkat” diye bağırmak değil, daha iyi yöntem uygulamaktır. O “korkunç” sorular zekânızı ölçmüyor. Bilgiyi özüne indirebiliyor musun? Kalemi kullanıp yükü azaltıyor musun? Çeldiriciyi görüyor musun?
Bunlar öğrenilebilir becerilerdir. Ve öğrendiğinde, bir zamanlar kâbus olan o soru tipi, çözülmeyi bekleyen keyifli bir “bulmaca”ya dönüşür.
