Çok Soru Çözüyorum Ama Puanım Artmıyor: LGS’de “Sayı” Değil “Verim” Kazandırır

Çok Soru Çözüyorum Ama Puanım Artmıyor: LGS’de “Sayı” Değil “Verim” Kazandırır

26.12.2025
İbrahim Özcan

LGS hazırlık sürecinde hem öğrencilerden hem de velilerden en sık duyulan cümlelerden biri şudur: “Yüzlerce soru çözüyorum ama denemeler bir türlü yükselmiyor.”

Bu cümle, büyük bir emek verip karşılığını alamamanın doğal sonucu olarak çaresizlik, öfke ve yoğun bir kaygı doğuruyor. Fakat asıl can alıcı nokta şu: Sorun çoğu zaman “çalışmamak” değil; yanlış şeye çalışmak.

Bu durum, aslında “çok çalışıyorum” hissi veren ama net getirmeyen bir verimsiz çalışma döngüsüdür. Gelin bu döngünün nasıl kurulduğunu ve nasıl kırılacağını net, uygulanabilir bir yol haritasıyla konuşalım.

1) “Soru Sayısı” Yanılgısı: Nicelik Neden Nitelik Değildir?

Sınav başarısını çözülen soru sayısıyla ölçme fikri, LGS’nin en büyük mitlerinden biridir. Şunu açık söyleyelim: Bu sınav sadece çok soru çözerek kazanılsaydı, ülkenin yarısı derece yapardı.

“Günde 300–500 soru çöz” gibi hedefler, eğer stratejisiz verilirse iki büyük hasar üretir:

  • Karalama Çalışması: Öğrenci sayıyı tutturmak için ya soruları okumadan hızlanır ya da çözdüm diyebilmek için “geçer”. Sonuç: Öğrenme yok.
  • Güven Erozyonu: Öğrenci de veli de bu temponun sürdürülemez olduğunu bilir. Zamanla “çözdüm” cümlesi bile anlamını kaybeder; süreç yıpranır.

Burada asıl hedef şu olmalıdır: Her çalışmanın bir öğrenme çıktısı olmalı. Yani kendinize sormanız gereken soru “Kaç soru çözdüm?” değil; “Kaç hatayı düzelttim ve kaç beceriyi geliştirdim?” olmalıdır.

2) Performans Kaygısı Nasıl Doğar? (Bir Hata Zinciri)

Çok soru çözüp sonuç alamayan öğrenci, bir noktada şu denkleme çarpar: “Bu kadar çalışıyorum ama olmuyor… Demek ki bende bir sorun var.”

İşte kaygının kapısı tam burada açılır. Kaygı arttıkça da sınav başarısı için kritik olan iki mekanizma bozulur:

  1. Odaklanma
  2. Karar Verme (Sınav anında doğru seçenek, doğru yöntem ve doğru süre yönetimi)

Kaygı çoğu zaman “dikkat eksikliği” sanılır ama çoğu öğrenci için mesele dikkat değil, strateji eksikliğidir.

“Yan Kesici Sorular” Meselesi: Sınav Başında Kurulan Tuzak

Bazı sınavlar (özellikle matematikte) ilk sayfalara “aşırı kolay görünen” sorular koyar. Bu soruların gizli etkisi şudur:

  • Öğrenci “Bu kadar kolay olamaz” diye şüpheye düşer.
  • Gereksiz kontrol yapar, dakika kaybeder.
  • Zihinsel enerji harcar.
  • Daha ilk bölümde odağı düşer.
  • Sonra panikler: “Zor sorular nerede?” diye kitapçık karıştırır, ritim bozulur.

Ve günün sonunda öğrenci şu cümleyi kurar: “Dikkat hatası yaptım ya…” Oysa çoğu zaman dikkat hatası sonuçtur; sebep, sınavın başında düşülen stratejik tuzaktır.

3) Gerçek Gelişim: Hız Rekoru Değil, Hata Azaltma

Evde çalışmanın amacı “daha hızlı bitirmek” değildir. Evde çalışmanın gerçek amacı, sınavı minimal hatayla tamamlayacak beceriyi inşa etmektir.

Bu da şu alışkanlıklarla kazanılır:

  • Doğruyu bulsan bile diğer şıkları kısaca kontrol etmek.
  • İşlem sorularında basamakları atlamadan bitirmek.
  • “Sorunun ne istediği” cümlesini çözümden önce netleştirmek.
  • Süreyi ölçmek ama süreye tapmamak.

Kısa yoldan kaçın demiyorum; tam tersine kısa yollar sınavda işe yarar. Ama o kısa yolu güvenli yapan şey, evde kurulan sağlam altyapıdır.

4) “Çalışma Körlüğü”: Yüksek Puan Hedefleyenlerin Gizli Düşüşü

Özellikle orta-üst bantta (420 puan ve üstü) puan hedefleyen öğrencilerde çok görülen bir tuzak vardır: Çalışma Körlüğü.

Çalışma Körlüğü Nedir? Öğrenci kendini iyi hissetmek için sürekli;

  • Bildiği konulardan,
  • Kendi seviyesinde,
  • Çoğu zaman “garanti doğru” yapacağı sorulardan çözerek “çalıştım” hissini üretir.

Sonuç? Evde netler yüksek çıkar. Ancak denemede farklı bir yayın gelince öğrenci tökezler. Sonra bahane başlar: “Yayın çok zor… Kimse yapamaz… Bu soru saçma…”

Bu bir karakter meselesi değil; insan beyninin konfor arama refleksidir. Çözümü de çok nettir: Konfor alanını bilinçli şekilde bozmak.

  • Farklı yayınlar çözün.
  • Farklı soru tarzlarını deneyin.
  • Zorluk seviyesini kontrollü şekilde artırın.

Bir öğrencinin geliştiği yer, “hep doğru yaptığı” yer değil; zorlandığı ama doğru analiz ettiği yerdir.

5) Yanlışları “Doğru” Analiz Etmezseniz, Çalışma Boşa Akar

LGS’de altın kural şudur: Yanlış yapılan 1 soru, doğru analiz edilirse 10 doğru sorudan daha değerlidir. Ama analiz doğru yapılmazsa, yanlışlar sadece “moral bozan kırmızı çarpı” olarak kalır.

3 Adımlı Yanlış Analizi Protokolü (Net Artıran Sistem)

  1. Cevap Anahtarı Kontrolü: Cevap anahtarını öğrenci değil, bir yetişkin kontrol etsin. Çünkü öğrenci doğru şıkkı görürse beyin hemen “Haa tamam, C şıkkıymış” deyip geçer. Öğrenme gerçekleşmez.
  2. Sıfırdan Çözüm: Yanlış soru, öğrenci tarafından yeniden, sıfırdan çözülmelidir. “Ben bunu çözmüştüm” zihnini kapatıp, soruyla ilk defa karşılaşıyormuş gibi yaklaşılmalıdır.
  3. Teşhis Koyma: Hatanın sebebi netleştirilmelidir:
  • Bilgi eksikliği mi?
  • Yorumlama / okuduğunu anlama hatası mı?
  • Strateji / süre hatası mı?
  • Dikkat dağılması mı? (Unutmayın, bu genelde kök sebep değil, yan etkidir).

Kritik Hamle: Analiz sonrası öğrenci, doğru çözümü birine anlatmalıdır. Anlatabiliyorsa öğrenmiştir; anlatamıyorsa hâlâ “ezberlemiştir”. Özellikle 420–450 puan bandında video çözümler, çoğu zaman “izledim geçti”ye döner. Öğrenme için etkileşim ve anlatma şarttır.

6) “Puan” Değil “Süreç” Odaklı Olmak: Kaygıyı Azaltan Zihin Değişimi

Deneme puanı sizin değeriniz değildir. Deneme puanı şudur: O günün eksik haritası.

  • Puan odaklı zihin şunu sorar: “Kaç aldım?” (Bu soru kaygı üretir).
  • Süreç odaklı zihin şunu sorar: “Nerede, hangi kazanımda, hangi tür soruda kaybettim?” (Bu soru çözüm üretir).

Bakış açınızı puandan sürece çevirdiğinizde kaygı azalır, netler artar.

7) Az Ama Öz Çalışmayı Kurmak İçin “Soru Seçme Filtresi”

Bugünden itibaren soru çözerken şu filtreyi kullanın. Bir soru size şunlardan en az birini kazandırmıyorsa, o soru verim üretmiyordur:

  • ✅ Yeni bir bakış açısı
  • ✅ Yeni bir hata türü farkındalığı
  • ✅ Yeni bir yöntem / kısa yol
  • ✅ Okuduğunu anlama becerisi
  • ✅ İşlem devamlılığı ve dikkat

Günde 100 soru bile çözseniz, bu sorular “öğreten” sorularsa ilerlersiniz. Günde 300 soru çözüp sadece sayıyı doldurursanız, sadece yorulursunuz.

Soruları Saymayı Bırakın, Öğrendiklerinizi Ölçün

LGS’de başarı, “kaç soru çözdüm” ile değil; yanlışlardan ne öğrendim, hangi hata türlerini azalttım, sınav anı stratejisini nasıl kurdum ve konfor alanımı ne kadar zorladım sorularına verilen cevaplarla gelir.

Öğrenci için de veli için de en sakinleştirici soru şudur: “Bugün kaç puan aldık?” değil; “Bugün neyi düzelttik?”

Bu soruya her gün küçük de olsa bir cevap üretebilirseniz, netleriniz zaten mecburen yükselir. Çünkü LGS’nin gizli matematiği budur: Verim birikir. Kaygı değil.