Sınav Sürecinde Üzülmek: Zayıflık Değil, Yakıttır (Doğru Kullanırsan Roket Yakıtı!)

Sınav Sürecinde Üzülmek: Zayıflık Değil, Yakıttır (Doğru Kullanırsan Roket Yakıtı!)

10.01.2026
İbrahim Özcan

Deneme sonucu kötü geldi. Bir anda moral çöktü, evde hava ağırlaştı. Öğrenci odasına kapanıp "Ben yapamıyorum, olmuyor" dedi. Veli ise telaşla, çocuğunu koruma içgüdüsüyle "Aman üzülme çocuğum, halledersin" diyerek konunun üstünü kapatmaya çalıştı.

Sonuç? Herkes daha da yoruldu. Sorun çözülmedi, sadece ertelendi.

Şunu en baştan netleştirelim: Sınav hazırlığı sadece konu çalışmak, test çözmek değildir. Bu işin çok ciddi bir kısmı "psikolojik savaş"tır. Duygularınız, bu sürecin dışında oluşan bir arıza değil; sürecin tam ortasındaki mekanizmadır.

Bu yüzden üzülmek, kaygılanmak, bıkmak ya da motivasyonun düşmesi... Bunlar "ters giden şeyler" değil; doğru yönetildiğinde gelişimin ham maddesidir. Gelin bu süreci nasıl "roket yakıtına" çevireceğimize madde madde bakalım.

1. Sürekli Mutluluk Diye Bir Şey Yok (Motivasyon Düz Çizgi Değildir)

Sınava hazırlanan öğrencilerin çoğu, kendini bir gün çok iyi hisseder, ertesi gün "bitti bu iş, asla kazanamam" diye düşünür. Bu dalgalanma tamamen insanidir. Yetişkinlerin hayatına bakın (iş, para, sorumluluklar); kimsenin motivasyonu 7/24 zirvede değildir.

Özellikle bahar ayları (Mart–Mayıs aralığı), yorgunluğun biriktiği, deneme sayısının arttığı ve "aynı şeyleri tekrar tekrar yaşıyorum" hissinin yükseldiği dönemdir. Bu dönemde "Artık çalışmak istemiyorum" cümlesi sıklaşır. Unutmayın; bu cümle bazen tembellik değil, çoğu zaman bir tükenme sinyalidir.

Buradaki kritik fark şudur:

  • "Motivasyonum düştü" = Normal.

  • "Motivasyonum düştü, o yüzden süreci bıraktım" = Tehlikeli.

Dalga gelince boğulmayacaksın; dalgayı okuyup seni kıyıya çıkaracak bir düzen kuracaksın.

2. Üzüntü Neden Gereklidir? Çünkü Üzüntü Bir "Sinyal Sistemi"dir

Kötü bir deneme sonucuna üzülmek, aslında beynin "Burada bir şey değişmeli, dikkat et" diye alarm vermesidir. Eğer kötü sonuca rağmen hiç üzüntü gelmiyorsa, durum daha vahimdir. Genelde şu iki ihtimal vardır:

  1. Öğrenci gerçekten umursamıyordur (Riskli).
  2. Öğrenci kendini korumak için "ben zaten yapamam" kabuğuna saklanıyordur (Sinsi ve tehlikeli).

Üzüntünün işlevi rahatsızlık üretmek ve hareketi başlatmaktır. Yani doğru yönetilirse "yıkıcı" değil, "itici güç" olur.

Ama burada ince bir çizgi var:

  • Yaşamak: "Üzüldüm. Normal. Biraz durayım. Sonra hatama bakacağım." (Sağlıklı)
  • Kapılmak: "Üzüldüm. Demek ki ben zaten başarısızım. Bırakıyorum." (Zararlı)

Hedef şu: Duyguya "ben seni gördüm" diyeceksin, ama direksiyonu ona vermeyeceksin. Duygu direksiyona geçerse performans düşer.

3. "Pompon Kız" Ebeveynlik: İyi Niyetli Ama Riskli Bir Tuzak

Veliler çok doğal bir içgüdüyle çocuğu üzülmesin ister. "Aman moral bozulmasın, aman ağlamasın..." Fakat sınav gibi sert ve gerçekçi bir arenada, çocuğu sürekli neşelendirmeye çalışmak bazen şuna dönüşür: Gerçekliği İnkâr.

Bu yaklaşımın bedeli ağırdır. Çocuk, duygularını yönetmeyi değil, duygularından kaçmayı öğrenir. Bir sahne düşünün: Öğrenci "Matematikte zorlanıyorum" diyor. Veli hemen devreye giriyor: "Yok yok aslında yapıyordun, o gün uykusuzdun."

Çocuk çaresiz kalır: "Ben anlamadığımı aileme ikna edemiyorum." Öğrencinin gerçeğiyle ailenin anlattığı hikâye birbirinden koparsa, gelişim durur. Çünkü gelişim, önce "Neredeyim?" sorusuna dürüst cevap vermeyi gerektirir.

4. Velinin Rolü: Empati Kurmak (Duyguyu Devralmak Değil)

Çocuğun üzülmesi karşısında doğru refleks "duyguyu yok etmek" değil, "duyguyu yönetilebilir hâle getirmek"tir.

Yanlış Yaklaşımlar:

  • ❌ "Üzülme ya, bir dahakine yaparsın." (Duyguyu küçültür, çocuk anlaşılmadığını hisseder.)
  • ❌ "Neden böyle oldu yine?" (Sorgu odası kurar, kaygıyı artırır.)
  • ❌ "Ben sana demiştim!" (Utanç üretir, iletişimi keser.)

Doğru Yaklaşımlar:

  • ✅ "Üzüldüğünü görüyorum. Bu çok normal."
  • ✅ "Biraz nefes alalım. Bugün dinlenelim."
  • ✅ "Yarın sakin kafayla şu denemeyi analiz edelim: Nereden puan kaçmış?"

Veli bu süreçte bir "Koç" gibi davranmalıdır. Bir doktor düşünün; hastasının acısına kapılıp onunla birlikte ağlarsa o doktora güvenebilir misiniz? Hayır. Veli, çocuğun duygusuna kapılıp savrulursa ona yön gösteremez.

5. "Orta İyi Olma" Tuzağı: Konforlu Ama Tehlikeli

Bazı öğrenciler potansiyellerine yaklaşınca bilinçsizce frene basarlar. Çünkü üst seviyenin, zirvenin bir bedeli vardır: Daha çok sorumluluk, daha sert rekabet, daha büyük beklenti.

"Orta iyi olmak" bu yüzden kârlı görünür:

  • Ne çok kötü olursun,
  • Ne de çok iyi olup sırtına yük alırsın,
  • Üstüne bir de "biraz itseler olacak aslında" umudunu aileye verirsin.

Ama sınav dediğin şey, tam da bu konforu bozan bir mekanizmadır. Üzüntüden, riskten ve sorumluluktan kaçmak, gelişimin önüne görünmez bir duvar örer. Burada aileler "Sen istemiyorsun" demek yerine, "Sen muhtemelen zirvenin baskısından çekiniyorsun" diyerek durumu doğru okumalıdır.

6. Kötü Denemeden Sonra Uygulanacak Protokol (Öğrenci İçin)

Kötü bir deneme geçti diye günlerce kaybolmak yok. İşte reçeteniz:

  1. Boşaltma (20–40 dk): Yürü, duş al, müzik dinle, ortamdan uzaklaş.
  2. Duyguyu İsimlendir: "Şu an üzgünüm / kızgınım / korktum / yoruldum." (Adını koymak rahatlatır).
  3. Tek Cümle Gerçek: "Bu deneme kötü geçti. Ben kötü değilim. Sadece sınav kötüydü."
  4. 3 Kritik Hata Seç: Her şeyi aynı anda düzeltmeye çalışma, aklın yanar. Sadece 3 hatanı seç.
  5. Hata Türünü Koy: Bilgi eksiği mi? Okuma hatası mı? İşlem hatası mı? Zaman yönetimi mi? Panik mi?
  6. Mini Plan Yaz: "Yarın 30 dk şu konu + 20 dk şu soru tipi + 1 tane deneme analizi yapacağım."

Sihir şuradadır: Deneme sonucu değil, deneme sonrası gösterdiğin davranış sıralamanı değiştirir.

7. Veli İçin 3 Cümlelik Altın Replik

Çocuk denemeden üzgün, omuzları düşük geldiğinde, hemen motivasyon konuşması yapmayın. Sadece şunu deneyin:

  • "Üzülmen normal. Ben buradayım."
  • "Bugün biraz toparlanalım, yarın sakin kafayla bakarız."
  • "Bu sonuç bize bir şey söylüyor: Nereden puan kaçıyor? Onu bulacağız."

Bu yaklaşım çocuğa şunu öğretir: "Duygu var olabilir. Ama biz yine de ilerleyebiliriz."

8. En Büyük Kazanç Öz Güvendir

Sınavın garip bir gerçeği vardır: Çok çalışırsın, bazen istediğin sonuç hemen gelmez. Bu adaletsiz gibi görünür. Ama o süreç çok değerli bir şey üretir: Kendine Güven.

Çünkü "Ben zorlandım ama vazgeçmedim" cümlesi, dışarıdan kimsenin veremeyeceği bir kazançtır. Öz güven, her şey yolunda giderken değil; işler yolunda gitmezken inşa edilir.

Unutmayın: Üzüntü bu sürecin düşmanı değildir. Üzüntü, doğru kullanılırsa pusuladır. Çocuğunuzun duygularını pamuklara sarıp yok etmeye çalışmak yerine, ona şu beceriyi kazandırın:

"Duygumu yaşarım, ama duygum beni yönetmez."

Sınavı kazandıran şey zeka değil, bu dayanıklılıktır.