LGS'ye Giden Yolda Deneme Sınavlarının Gizli Gücü: Puandan Daha Fazlası
Giriş: Deneme Sınavı Kabusundan Stratejik Bir Araca
LGS'ye hazırlık süreci, öğrenciler ve veliler için uzun ve zorlu bir maraton. Bu maratonun en stresli duraklarından biri ise şüphesiz deneme sınavları ve ardından gelen sonuçlar. Bir denemede alınan yüksek puanın sevinci, bir sonrakinde yaşanan düşüşle yerini derin bir kaygıya bırakabiliyor. Puanlardaki bu dalgalanmalar, "Acaba yeterince çalışmıyor muyum?", "Gerçek potansiyelim bu mu?" gibi sorularla hem öğrencinin motivasyonunu kırıyor hem de aile içinde gerginliğe neden oluyor.
Bu yazının sonunda, deneme sınavlarına bir daha asla eskisi gibi bakmayacaksınız. Onları birer karne veya yargı aracı olarak görmekten vazgeçip, hedefinize giden yoldaki en keskin pusulanız olarak kullanmayı öğreneceksiniz. Çünkü deneme sınavlarının asıl gücü, verdikleri puanda değil, sundukları verilerde gizlidir.
Puan Tuzağı: Neden Sadece Sonuca Odaklanmak En Büyük Hatadır?
Deneme sınavlarını sadece bir puan veya sıralama olarak görmek, öğrencinin LGS yolculuğunda yapabileceği en büyük hatalardan biridir. Bu bakış açısı, süreci verimli kullanmayı engelleyen ciddi tuzaklar barındırır.
Dalgalanmalar Kaçınılmazdır
Özellikle sınav yaklaştıkça, örneğin Mayıs ayında, deneme sınavlarının sayısı artar. Bu yoğunlukla birlikte puanlarda dalgalanmalar yaşanması son derece doğaldır. Bir öğrencinin bir denemede 420, bir diğerinde 470 alması mümkündür ve bu bir anomali değildir. Bu noktada "Benim gerçek puanım hangisi?" sorusunu sormak, enerjinizi tüketen yanlış bir sorudur. Unutmayın, LGS süreci tek bir güne sığdırılmış bir performans ölçümü değil, 10-11 aya yayılmış bir yıpratma savaşıdır. Sınav, "yorulanla yorulmayanı ayırmaz; sınav bu mental yorgunluğu hissetse bile bununla baş edebilen çocuklar arasında geçer." Bu iniş çıkışlar, sürecin bir parçasıdır.
"Kurban Psikolojisi" ve Motivasyon Kaybı
Sürekli olarak puana ve sıralamaya odaklanmak, öğrenciyi hızla "çalışıyorum ama olmuyor" döngüsüne sokar. Bu düşünce, en büyük motivasyon katilidir. Bilmemiz gereken şudur: Motivasyon "labil" bir duygudur; yani stabil değildir, her duruma karşı sürekli yerinden oynar. Anne babaya kızar, düşer; öğretmeni o gün farklı bakmıştır, düşer. Bu değişken duyguya tutunmak, öğrencinin sisteme, sınavlara ve hatta kendine karşı bir güvensizlik geliştirmesine neden olur. Zamanla kendini olayların kurbanı gibi hissettiği bir "kurban psikolojisi" yaratır. Bu tuzağa düşmemek için soruyu doğru sormak gerekir. Gerçek soru "kaç puan aldım?" değil, "Nerede, neden ve nasıl yanlış yaptım?" olmalıdır. Bu soru, öğrenciye sürecin sahipliğini, yani aidiyet duygusunu verir.
Bir Denemenin Anatomisi: Puanın Ötesindeki Gerçek Hazine
Deneme sınavlarının asıl amacı ölçmek değil, teşhis koymaktır. Tıpkı bir doktorun doğru tedavi için önce doğru teşhisi koyması gerektiği gibi, deneme sınavları da LGS'ye giden yolda nelerin eksik olduğunu gösteren birer röntgen filmi gibidir. Bu filmi doğru okumak, puanın ötesindeki gerçek hazineye ulaşmanızı sağlar. Unutmayın, rahatsızlık olmadığı sürece öğrenme olmaz.
Hata Analizi: En Değerli Öğretmeniniz Yanlışlarınızdır
"İyi ki yanlışın çıktı" felsefesi tam da bu teşhis sürecini ifade eder. Özellikle hedefine kilitlenmiş, disiplinli çalışan öğrenciler için kendi eksiklerini görmek çok zordur; çünkü onlar için duvardaki boşlukları gösterebilecek tek objektif araç kendi hatalarıdır. Her bir yanlış, bilginizdeki görünmeyen bir çatlağı size gösteren en değerli veridir. Gerçek sınavda karşınıza çıkabilecek bir eksiği önceden fark etme ve onu giderme fırsatıdır. Bu yüzden her yanlışa bir kayıp olarak değil, bir öğrenme fırsatı olarak yaklaşmak gerekir.
Strateji Geliştirme Sahası
Her deneme sınavı, gerçek LGS'nin bir simülasyonudur. Bu simülasyonlar, öğrencilerin kendi kişisel sınav stratejilerini geliştirmeleri, test etmeleri ve bu stratejilere aidiyet duymaları için en güvenli sahadır. "Bu emek bana ait ve bu emek çok değerli" hissini ancak bu kişisel stratejilerle inşa edebilirsiniz.
Zaman Yönetimi: Hangi derse ne kadar süre ayırmanız gerektiğini, hangi soru tiplerinin sizi yavaşlattığını net bir şekilde tespit etme imkanı sunar. Turlama Tekniği: Zor veya oyalayıcı bir soruyla karşılaştığınızda inatlaşmak yerine, onu işaretleyip atlamayı ve zaman kalırsa geri dönmeyi bir alışkanlık haline getirmenizi sağlar. Zihinsel Dayanıklılık: LGS, sadece akademik bilgiyi değil, aynı zamanda 80 dakikalık bir oturum boyunca odaklanmayı sürdürme becerisini de ölçer. Denemeler, yorulanla yorulmayanı, daha doğrusu yorulsa bile bununla baş edebileni ayıran bu zihinsel dayanıklılığı geliştirmek için en iyi antrenmanlardır.
Şanslı Doğrular: Gizli Tehlike
Deneme analizinde yapılan en büyük hatalardan biri, sadece yanlışlara ve boşlara odaklanmaktır. Oysa emin olmadan, tahminen işaretlenip doğru çıkan sorular, en büyük gizli tehlikedir. Bu "şanslı doğrular" doğru kabul edilip üzerinde durulmadığında, o konudaki bilgi eksiği gizli kalır. Benzer bir soru gerçek LGS'de çıktığında ise öğrencinin yanlış yapma ihtimali çok yüksektir.
Bu nedenle, her denemeden sonra analiz yaparken, "Yanlışlarım" ve "Boşlarım" listelerinin yanına üçüncü bir liste ekleyin: "Şanslı Doğrularım". Bu soruları, yanlış yapmışsınız gibi aynı ciddiyetle inceleyin.
Ebeveynin Rolü: Teknik Direktör Olmak, Sahaya Girmek Değil
LGS sürecinde anne ve babaların rolü kritik bir öneme sahiptir. Ancak bu rol, çocuğun yerine oynamak veya onun her adımını planlamak değildir. Ebeveyn, sahanın kenarında duran, oyuncusunu gözlemleyen, doğru zamanda doğru taktikleri veren ve en önemlisi ona güvendiğini hissettiren bir teknik direktördür. Sahaya inip çocuk adına oynamaya çalıştığında, hem çocuğun sorumluluk ve aidiyet almasını engeller hem de süreci daha karmaşık hale getirir.
Yapılması Gerekenler:
Sürece odaklanın: "Kaç puan aldın?" yerine, "Bugün denemede yeni ne öğrendin?" veya "Bu denemeden sonra çalışma şeklinde neyi farklı yapmayı düşünüyorsun?" gibi sürece yönelik sorularla sohbeti başlatın. Emeği takdir edin: Sonuç ne olursa olsun, çocuğunuza "Senin çabanı ve emeğini görüyorum, bunun farkındayım" mesajını verin. Başarıyı değil, emeği gördüğünüzü bilmek, onun için en büyük motivasyon kaynağı olacaktır. Sakin bir liman olun: Sınav süreci zaten yeterince stresli. Evdeki gerginliği azaltarak çocuğunuzun duygusal olarak dinlenebileceği güvenli bir alan yaratın. Kötü bir sonuçtan sonra bırakın üzülsün. 420 aldığı için üzülebilir mi bir çocuk? İstediği başarıyı elde edemediği için üzülmesi çok insani değil mi? İçinizden "ama bu onu büyütecek" deyin ve o duyguyu yaşamasına izin verin.
Kaçınılması Gerekenler:
Sadece skoru sormak: Sohbeti doğrudan puan veya sıralama sorusuyla açmak, çocuğa sadece sonucun önemli olduğu mesajını verir ve üzerinde baskı yaratır. "Aslansın, kaplansın" pohpohlaması: "Sen yaparsın da olmaz mı?" gibi gerçekçi olmayan motivasyon cümleleri, çocukların dilinden şöyle duyulur: "Öğretmenim, annem sürekli yaparsın diyor. Ve bilmiyor ki yapamıyorum... Beni sürekli goygoyluyor ve hiçbir anlam ifade etmiyor. Yapamıyorum arkadaş işte, yapamıyorum." Hazır çözümler sunmak: Çocuğunuz bir sorunla karşılaştığında, hemen onun adına bir çözüm planı üretmeyin. Kendi çözüm yolunu bulması, o çözüme aidiyet duyması için ona alan tanıyın. Unutmayın, sorumluluk ancak böyle alınır. Gerekirse sadece yol gösterici sorularla onu yönlendirin.
Sonuç: Denemeler Yargı Değil, Fırsattır
LGS'ye giden yolda deneme sınavları, yolculuğun neresinde olduğunuzu gösteren birer pusuladır; varış noktanızdaki nihai başarınızı belirleyen birer yargıç değil. Onlar, eksikleri görmek, stratejileri test etmek ve zihinsel olarak güçlenmek için paha biçilmez fırsatlardır.
Bu süreçte hem öğrencilere hem de velilere düşen en önemli görev, bakış açılarını değiştirmektir. "Kaç puan aldım?" endişesinden sıyrılıp, "Bu denemeden ne öğrendim ve bir sonrakinde neyi daha iyi yapabilirim?" merakına odaklanmaktır. Unutmayın, LGS bir süreçtir ve her bir deneme sınavı, bu yolda hedefinize doğru atılmış sağlam bir adımdır.
