Matematikte “Biliyorum Ama Yanlış Yapıyorum” Krizi: LGS’de Çeldiricileri Tanıma ve Aşma Rehberi

Matematikte “Biliyorum Ama Yanlış Yapıyorum” Krizi: LGS’de Çeldiricileri Tanıma ve Aşma Rehberi

09.01.2026
İbrahim Özcan

“Konuyu biliyor… evde yapıyor… ama denemede saçma bir yerden gidiyor.”

LGS hazırlık sürecinde bu cümle, hem öğrencinin hem de velinin enerjisini emen bir kara delik gibidir. Genelde hemen ardından hızlı bir teşhis konur: “Dikkat eksikliği var.”

Bazen doğrudur; ama çok sık karşılaştığımız üzere dikkat eksikliği burada sebep değil, sonuçtur.

LGS Matematik, sadece “bilgiyi” ölçmez. Baskı altında karar verme, zamanı yönetme, odağı koruma, soru kökündeki kritik ifadeyi yakalama ve en önemlisi çeldiriciye karşı bağışıklık ister. Yani sınav, “bilen öğrenciyi” bilerek yanıltmak üzere tasarlanmış küçük psikolojik düzenekler içerir. Biz bunlara çeldirici diyoruz.

Bu yazıda, matematik sorularındaki çeldiricilerin nasıl çalıştığını, öğrencilerin bu tuzaklara neden düştüğünü ve hem öğrencinin hem velinin uygulayabileceği net stratejileri bir eğitim koçu gözüyle masaya yatırıyoruz.

1) Sorunun “Zorluğu” Değil, “Rolü” Önemli: Yan Kesici mi, Seçici mi?

LGS’de matematik sorularını sadece “kolay” veya “zor” diye ayırmak, oyunu yanlış okumaktır. Sınav stratejisi açısından daha doğru ayrım şudur:

A. Yan Kesici Sorular (Tehlikeli Basitlik)

Yan kesici sorular görünüşte basittir. Ama amacı size puan vermek kadar masum değildir. Asıl hedefleri şunlardır:

  • Zamanınızı çalmak.
  • Zihinde şüphe üretmek.
  • Odağı düşürmek.
  • Sınavın daha başında morali örselemek.

Senaryo şöyledir: Öğrenci sınava başlar, ilk sorular aşırı basit gelir. Öğrenci, "Bu kadar kolay olamaz, kesin bir bit yeniği var" diye soruyu tekrar tekrar okur. Normalde 10 saniyede bitecek soru 1-2 dakikaya uzar. Tekrar okudukça dikkat %100’den %70’lere iner. Ardından panikle “zor soru avına” çıkıp kitapçık karıştırılır. Bu panik hali zihni “bulamaç” yapar. Daha beşinci soruya gelmeden öğrenci zihinsel olarak bitkinleşir.

Bu yaşanan bir “dikkatsizlik” değil; yan kesicinin kurduğu stratejik tuzağa düşmektir.

B. Seçici Sorular (Gerçek Meydan Okuma)

Seçici sorular, gerçekten bilgiyi ve beceriyi ölçen sorulardır. Birden fazla kazanımı birleştirir, işlem yükü ağırdır, doğru okuma ve doğru planlama ister.

Asıl trajedi şudur: Öğrenci seçici soruya geldiğinde, önceki “yan kesiciler” yüzünden zaten odağını kaybetmiştir. Seçici soru %100 dikkat isterken, öğrenci yorgun zihinle ve %40 dikkat ile başlar. Sonuç: İşlem hatası, kökü yanlış anlama, yolu tıkama…

2) Bir Çeldirici Nasıl Üretilir? Rastgele Değil, “Öngörülebilir Hata”dır

Çeldiriciler şıklara rastgele serpiştirilmiş yanlışlar değildir. Soruyu yazan uzman kişi şunu düşünür: “Bu soruda öğrenci nerede hata yapar?” Sonra o muhtemel hatanın sonucunu şıklara, genellikle A veya B şıkkına koyar.

Çeldiricilerin en sık kullandığı mekanizmalar:

  • İşlem Hatası Tuzakları: Çok adımlı sorularda, öğrencinin bir adımda yapacağı basit hata (eksi-artı karışıklığı, işlem önceliği vb.) sonucu şıklarda hazır bekler. Öğrenci o şıkkı görünce sağlama yapmaz, “buldum” der ve işaretler.
  • “İlk Sonucu Şıklarda Gösterme” Numarası: Öğrenci ilk adımı yapar, mesela sonucu 8 bulur. Soru devam ediyordur ama şıklarda “8” ile başlayan bir seçenek veya direkt 8 vardır. Sabırsız öğrenci avlanır.
  • Soru Kökündeki Kritik Kelimeler: “En az, en çok, olabilir, kesinlikle, sırasıyla, yalnızca, farklı” gibi kelimeler çeldiricinin yakıtıdır. Öğrenci bu kelimeyi atladığında doğru bilgiyle yanlış sonuca gider.
  • Birbirine Yakın Şıklar: Özellikle grafik ve görsel sorularda şıklar bilerek algısal olarak birbirine yakın tasarlanır.

Çeldiriciye düşmek çoğu zaman “anlık bir körlük” değil; gelişmemiş çeldirici farkındalığıdır.

3) “Çeldirici Kası” Diye Bir Şey Var: Gelişir de Körelir de

Çeldiriciyi yakalama becerisi, zihinsel bir kas gibidir. Çalıştırırsanız büyür; hep aynı kolay tempoda giderseniz körelir.

Kolay Soru Tehlikesi: “Çalışma Körlüğü”

Sürekli kolay ve tanıdık sorular çözmek, öğrenciye sahte bir başarı hissi verir ama sınav refleksini öldürür. Öğrenci; kökü dikkatle okumayı, tuzak aramayı, adım adım doğrulamayı bırakır. Evde test çözerken “uçan” öğrencinin denemede “duvara toslamasının” sebebi budur. Konfor alanında gelişim olmaz; sadece rahatlık olur.

“Benzer Soru” Tuzağı: Görsel Hafıza Yanılgısı

Öğrenci soruyu görür, “Ben bunu biliyorum” der. Sorunun hikâyesini tam okumadan, daha önceki ezberlediği bir çözüm yolunu otomatik uygular. Oysa kalıp benzer olsa bile istenen şey farklı olabilir.

“Destekli Atma”: Yüksek Puan Bandının Gizli Problemi

Özellikle 450 puan üstü hedefleyenlerde sık görülür: Öğrenci bazı sorularda “mantık yürütüp tahmin eder.” Denemede birkaç kez doğru gelirse, o konuyu bildiğini sanır. Bu tehlikeli bir kamuflajdır. Gerçek sınavda aynı mantık yürütme yanlış patlar.

4) Öğrenci İçin Uygulanabilir Stratejiler: Çeldiricilere Karşı Bağışıklık

Burada sihirli cümle şudur: Amaç hızlı çözmek değil, minimal hata ile çözmektir.

  1. İki Cümlelik “Kilit Kontrol”: Her soruda (evde de, denemede de) kendine şunu sor:
  • “Bu soru bana ne verdi?” (Veriler, koşullar)
  • “Bu soru benden ne istiyor?” (Hedef) Bu iki cümle sizi otomatik pilottan çıkarır.
  1. “Görünür Adım” Kuralı: Kafadan işlem yapmak, çeldiricinin en sevdiği hatadır. Her adımı, ara sonuçları, işaretleri kağıda yazın. Çeldiriciler, "görünmez" (zihinden yapılan) adımlardaki hataları sever.
  2. Şık Gördüm Diye Bitirme: “Sonucu buldum, şıkta da var, tamam” refleksi yasaktır. Şıkları görmek, çözümü bitirmek değil; doğrulama aşamasıdır. Kendine şunu sor: "Şıkta gördüğüm sayı, sorunun benden istediği son adım mı, yoksa ilk adımın yemi mi?"
  3. “Çok Kolay Çıktı” Alarmı: Bazı sorular gereğinden hızlı ve kolay biter. İşte o an çeldiricinin en güçlü olduğu andır. Soru çok kolay geldiyse 10 saniyelik mini kontrol yapın: "Kökün kritik kelimesini atladım mı? 'En az/en çok/olabilir' gibi bir ifade var mı?"

5) Velinin Rolü: “Amigo” Değil, “Teknik Direktör”

Çocuk kötü geçen bir denemeden sonra üzüldüğünde, sadece “Üzülme çocuğum, yaparsın” demek çoğu zaman işe yaramaz. Hatta bazen üzülmesi gerekir; çünkü rahatsızlık, gelişimin başlangıcıdır.

Velinin doğru rolü, sakin bir teknik direktör gibi hatayı analiz ettirmektir.

En Etkili Veli Stratejisi: Yanlış Analizi Ritüeli

Deneme bitince cevap anahtarını öğrenci değil, veli kontrol etsin. Amaç: Öğrenci doğru şıkkı görmeden, yanlışı “sıfır kilometre” bir zihinle yeniden çözsün.

  • A) İkinci çözümde doğru yaptıysa: Bu “dikkatsizlik” denilip geçilecek bir şey değildir. Hataya isim koyun: İşlem hatası mı? Eksik okuma mı? Yanlış varsayım mı? Şık tuzağı mı? Hataya isim koyarsanız, tekrar etme ihtimali düşer.
  • B) İkinci çözümde yine yanlış yaptıysa: Bu bilgi veya tecrübe eksikliğidir. Önce öğretmenden öğrenilir, sonra evde veliye anlatılır. Çünkü bir konuyu anlatmak, anlamanın en iyi testidir.

6) Kaynak Seçimi: Çeldirici Kasını “Doğru Ağırlıkla” Geliştir

Sadece kendi seviyende kaynak çözmek çeldirici kasını zayıflatır. Sadece aşırı zor kaynak çözmek ise moral bozar. Doğru yaklaşım şudur:

  • Ana Kaynak: Seviyeye uygun (temeli sağlamlaştırır).
  • İkinci Kaynak: Bir tık üst seviye, kazanım birleştiren, çeldiricisi güçlü (kas geliştirir).
  • Deneme: Düzenli ve analizli (gerçek sahne provası).

Önemli Uyarı: LGS ile YKS (TYT) soru tarzı aynı değildir. Yanlış (sınav formatına uymayan) zor kaynak seçimi, öğrenciye “ben yapamıyorum” hissi verir; halbuki sorun öğrenci değil, malzemedir.

Matematikte “Bilgi” Şarttır ama “Strateji” Üstündür

LGS matematikte çeldiriciler, hazırlıksız öğrenci için bir tuzaktır; hazırlıklı öğrenci için ise sadece “elenmiş seçenekler”dir.

En büyük hata, yanlışları “dikkat hatası” etiketiyle kapatmaktır. Gelişim, her yanlışın altındaki stratejik nedeni bulmakla başlar. Bunu yaptığınız gün, “Konuyu biliyor ama yanlış yapıyor” cümlesi yavaş yavaş şuna dönüşür:

“Konuyu biliyor ve sınavın karakterini de çözüyor.”

İşte o zaman netler oynamaz; netler yükselir.